KURUCUNUN NOTU

Bolu’da, sakinliğin içinden bakmayı öğrendim dünyaya. Gürültünün değil; mesafenin, ölçünün ve berraklığın kıymetli olduğunu erken yaşta fark ettim.

Kumaşla ilişkim bir trendle başlamadı. Bir dokunun elde bıraktığı hisle, bir kesimin omuzda yarattığı dengeyle başladı. Zamanla anladım ki bir kıyafet yalnızca giyilmez; taşınır. Ve insan ne taşıyorsa, biraz ona dönüşür.

Moda benim için hiçbir zaman gösterişli bir alan olmadı. Aksine; eksilterek çoğaltmayı, sadeleştirerek güçlendirmeyi seçtim. Fazlalıkların çekildiği yerde form konuşur. İyi bir kumaş, doğru bir kalıp ve ölçülü bir oran… Gerisi sessizliktir.

Hanui, bir “koleksiyon” fikrinden doğmadı.
Bir duruş ihtiyacından doğdu.

Kendini anlatmak için bağırmayan; ama bulunduğu ortamda hissedilen parçalar tasarlamak istedim. Zamana direnmek yerine zamanla uyumlanan, modaya eklemlenmek yerine kendi çizgisini koruyan bir dil kurmak istedim.

Her parça; kumaşın hafızasına, formun disiplinine ve kadının kendi merkezine saygı duyar.
Ne eksik ne fazla.
Tam kararında.

Hanui benim için bir marka değil; bir hatırlatma.
Kalıcı olanın çoğu zaman sessiz olduğunu hatırlatan bir çizgi.

Bu alanı benimle paylaştığınız için teşekkür ederim.
Umarım Hanui size de bana verdiği şeyi verir:
Sade bir güç, ölçülü bir zarafet ve içten gelen bir bütünlük hissi.

Sevgilerimle,

İmza